5 Temmuz 2013 Cuma

Bırak kalsın...




bırak kalsın masada ekmek
testide su
ayna puslu, pencere camı kirli
bırak kalsın saçların dağınık,
gözlerin uykulu.
saksıdaki çiçek susuz, kedi
yalını bekler bir köşede
bırak kalsın meyve ağaçta,
kırlangıç havada
dama düşen ince yaz yağmuru…
yoruldun artık, bütün gün
didinip durdun
toprak bile, gök bile, deniz bile
bir yerde yorulur
bırak kalsın süpürge duvarda,
sabun kovada
anne, gel yanıma otur.
Ahmet Erhan

21 Nisan 2013 Pazar

Geçecek...


Işıkları kapadım,bir şarkı açtım kendime...
Uzun zamandır yapmadığım birşey yaptım,gözlerimi kapayıp,dinledim sadece...
Tüm telaşlardan,koşuşturmalardan,yapılacak olanlardan,yarım kalanlardan uzak tutarak kendimi.
"Kendimi" dinledim.
30lu yaşlarımın başındaydım,ve yıllar önce küçümseyerek baktığım bir hayatın başrolundeydim.
Evli,2 çocuk annesi,elleri çoğu zaman çamaşır suyu kokan sıradan bir kadın.
Hergün soğan kavuran,toz alan,kimi zaman çocuklarına bağıran.
O sokakta gördüğüm birbirinin aynısı olan "teyze"lerden biriydim işte bende.
"Kendini seçemiyorsun,bırakıp kaçamıyorsun" diyordu şarkı tam da.
Bunun adı yorgunluktu sanırım...

Geçmesini dileyerek,yatağa uzandım...
Geçmedi.

16 Mart 2013 Cumartesi

Nasıl da geçti...


Elimi tutan bu minik el,tam 3 aylık oldu!Bense 30!Ah ne gam!
Nasıl da çabuk oldu.
Günler günleri kovaladı,babası yetişti-yetişemedi derken,bak bugün 3. ayını bitirdi bile.
Oğlumuz Göktuğ 15 aralık 2012'de aramıza katıldı şükürler olsun.

Öncesinde heyecanlı-gergindim.
Şimdiyse yorgun denilebilir tek kelimeyle:)
Kızım babasının kopyası,oğlum bana benzeyecek derken babasının kopyası bir bebek daha dünyaya getirdim iyi mi sevgili blog:)
Sağlıkla,huzurla,mutlulukla büyür inşaallah...
Özlediğim Ankara'mın keyfini çıkarmaya çalışıyorum bu sıralar.Tekrar Almaty'e dönüş yapacağımız konusu net değil,haziran ayına kadar Ankara'dayız ama o kesin.
Bakalım zaman neler gösterecek...
Kendimi geçtim artık,babalarından ayrı büyüyen bu iki minnak ne zaman kavuşacaklar acaba...
Kızımda ise kardeş kıskançlığı,baba özlemi,anasınıfı yorgunluğu hepsi karışmış durumda...Sık sık sabır,ya sabır,hep sabır derken buluyorum kendimi:)
2. çocuk insan hayatında çok önemli bir dönemeç gibi geliyor bana.
Yaşlandığınızın resmi gibi.
Kaçamayacağınız sorumlularınızın sırtınıza yüklenmesi gibi.
Olgunlaştığınızın kanıtı gibi.
Belki de 30. yaşımla oğlumun doğumu aynı seneye denk geldiğindendir bu duygu,kimbilir?


13 Aralık 2012 Perşembe

Ses veriyorum :)

Ses veriyorum,bir iki bir iki...
Bebek uslu çıktı babasını beklemeye karar verdi.Dilerim herşey sorunsuzca halollur...
Hoşçakal sevgili blogcum...

7 Aralık 2012 Cuma

Yok bir sitemim...

Günler geçti,gitti...
37+5 olduk.Bakalım ne zaman aramıza katılacaksın...
Bizim  ufaklık erken gelmeye kararlı sanırım.
Aslında erken değil de;planladığımız tarihten erken diyelim.

Babasını bekleyemeyecek gibi görünüyor.Oğlum derdin ne,4 gün daha sabretsen ne güzel olur oysa ki.Havaalanından direkt hastaneye gideriz söz veriyorum,sen uslu uslu bekle yeter başka şey istemem.
Gönül neler istiyor neler sen bana bakma.
Sen sağlıkla gel de,baban da sonra gelsin ne yapalım,canın sağolsun...
Bu nasıl bir kaderdir ki;bizim payımıza hep ayrılık düşüyor...
Bu arada oğlan çocuğu geç doğar,kız çocuğu erken diyenler;tıp literatürüne gireceğim yakında.41. haftada kız doğuran,ama 38de erkek doğuran bir anne olarak...

İyice salya sümük ağlak zırlak birşey oldum çıktım iyi mi blogcum...
Belki de bunca vakit,iyiyim diye idare etmenin patlaması tüm bunlar,kendimi durduramıyorum.Kendi öz yurdumda kimsesiz hissediyorum.

Hiçbirşey değil de;Ebru'yu babasına emanet edemeden sezeryana girecek olmam çok dokunuyor.
Neyse yazamayacağım..

21 Kasım 2012 Çarşamba

Son durum

Ses bir iki,ses bir iki...
yaşıyorum,ölmedim :) 
Yuvarlanıp gidiyorum.36. haftada olmam sebebiyle saha çok ağır çekim yaşamaktayım.Şimdilik herşey yolunda çok şükür.İnşaallah dileğimiz gibi sağlıkla,kolaylıkla aramıza katılır 2 numara...

Hastane konusunda bin bir türlü görüş,araştırma gibi şeylerin sonunda bir yere başladım,doktorumu da sevdim bakalım.Doğumdan sonra aynı düşüncede kalacakmıyım hep birlikte göreceğiz :)

Okul konusunda sıkıntım yok,servisle gidip-gelmeye de alıştı Ebru.Ancak devlet okullarının hali gerçekten fena.Güvenlik,temizlik,kalabalık okul mevcudu açısından yani her açıdan aslında.Ben ki öyle çocuğunu herşeyden sakınan,gözü gibi bakan,üstüne titreyen bir anne değilim derdim...Ama 4.5 yaşındaki çocuğunu kolaysa sen bırak bakalım ey blog.ne zormuş bu işler...

Üstüne üstlük birde grip oldum bu halimle.Nasıl bir boğaz yanmasıdır bu anlatamam.Ihlamurdur,kuşburnudur takviye ile idare ediyorum el mecbur.
Şimdilik benden bu kadar.hoşçakal blogcum :)

5 Kasım 2012 Pazartesi

Cahildim dünyanın rengine kandım:)

"Cehalet mutluluktur..." demiş ya biri.
Bugünlerde en çok bu duygudayım...Aslında yaşam;kattığımız "bilinç" ile daha da anlamlaşıp,mutluluk getirmez mi? Her zaman öyle olmuyor işte.

İlk doğumumda ne denli saftım,sakindim,başıma neyin geleceğinden habersiz olmanın verdiği rahatlık vardı.Hastane bile araştırmamıştım,En yakın doğumevinde zorunlu sezeryan ile gayet güzel bir doğum yaptım.Şimdi hastane araştırdıkça,doktor araştırdıkça herşey karmakarışık oldu.Zaten 5 ayını kazakistanda yaptırdığım rutin kontrollerin geri kalanını Türkiye'de başka başka yerlerde yaptırdım.
Doğuma son 1.5 kala bütün fikrim değişti.Üstelik verdiğim karardan da tam anlamıyla mutlu değilim.Neye karar verirsem vereyim bu çok bilmişlik rahatsız ediyor insanı...

Anneciğim ne güzel evde doğurmuş bile dedim,geldiğim noktayı burdan anla sevgili blog:)

Gittikçe bidonlaşan bir hal içinde koşturup duruyorum.Bir yandan hazırlıklar,diğer yanda kızımın okulu,herşeye tek başına koşmanın verdiği gerginlik,hamilelik sürecinin duygusal çalkantıları içinde geçiyor işte bir şekilde...

Dileğim;herşey yolunda gitsin,eşimi beklediğim tarihten önce oğlum gelmesin :) 
34. haftanın başından sevgiler...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...