20 Ekim 2011 Perşembe

23 ocak 2001 tarihli yazımdan...

aman,amanınnnn....
bana ne oldu böyle.çok müthiş yorgunum.yinede iki satır yazıp kaçıcam.
bloga ugrayamadıgım günlerde öksürükten ciğerlerim patlıyordu.bu arada daha önceden yaklaşık 1 ay önceden sözleştiğimiz toplaşma olayımız vardı iyi mi?
mezuniyetten 11 yıl sonra lise arkadaşlarımla(bir çoguyla kopmamıştık zaten) görüştüm.nerde peki?benim evde.

çoğu şehir dışında felan ama malum benim koca evde olmadıgından en uygun bendim.toplamda 5 büyük,7 çocugu ağırlamış kadınım bugüne bugün:)))allahtan konsept daha önceden belliydi de çok yorulmadım hazırlık aşamasında.herkes 1 çeşit birşey yapacak sıkıntı olmayacaktı ev sahibine.
bu sene 5.si düzenlendi.o konsepti koyarken hiçbirimizin çocugu yoktu,espirisine demiştik çok iyi anımsıyorum,ya bebeyle belikle birşey hazırlanmaz böyle yapalım diye...

her ne ise.asıl mevzu başka.bu toplanma olayı bitti,kazasız belasız atlatıldı.ev yaşanabilecek duruma geldi.
ama bu ebrunun alt ıslatma durumu bitmedi.geçecek gececek diye öğütlüyorum kendimi ama bir yandanda çok üzülüyorum neden oldu bu diye.o gün kızlarla konuşurken birden çok büyüttüğümü gördüm.ben baya bir pedagog,psikolog araştırma olayına girmiştim.bir baktım ki neredeyse benim arkadaşlarımın tuvalet eğitimini tamamlamış olan çocuklarında da geri dönüşler olmuş,sonra geçmiş felan.ben iila kafaya taktım ya babasından uzak oluşumuz etkiliyor diye..

Önce fiziksel bir sıkıntı var mı diye yarın en yakındaki polikliniğe götüreceğim,bakalım ne çıkacak.

bir pedagog buldum ankarada.bir numaraymış hanımefendi.Anıldı ismi,ama soyadını anımsayamıyorum.onunla tanışanlar yazmışlar aman bir memnuniyet,aman bir şahanelik.daha ilk terapiden sonra fayda görenler felan...hoşdere'de bir yerde.semtinden anlaşılıyor yani ücreti:))

neyse ondan geçtim,Hacettep Üniversitesinin Çocuk Psikolojisi bölümüne götüreyim felan dedim.her ayın ilk iş günü randevu veriliyormuş.bu nasıl bir çalışma prensibidir anlamadım walla.ama alacagım bu ay başında randevu.kendimi yemekten iyidir.

dün gece en son elini yanagının altına koymuş,sıcacık uyurken baktım ebruya...üzüntüm özleme dönüştü,bakıp bakıp ağladım çocuga...pişman oldum bütün kızmalarıma,yapma deyişlerime...yedim bitirdim kendimi bütün gece nerde yanlış yaptım diye...
bulamadım elbet.
hayat bize ayrılığı getirdi.bölünmüş aile olarak yaşamak zorundayız,ama bunu 3yaşındaki minicik aklıyla nasıl algılasın ki.böyle bir tepki koydu ortaya.bu kadar basit aslında.

o da tıpkı benim gibi özlem duyuyor,ben geceleri gizli gizli ağlarken o altına çiş yapıyor.

çok basit değil mi?

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...